BİNGÖL UMUT KERVANI DERNEĞİ

Ana Menu

Ziyaretçi Defteri

TARİH : 2013-10-29 -- 11:13:07 tarihinde Hatip ÜÇGÜL tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : Bingöl
Siteniz Hayırlı olsun Sizin Muhtaçlara merhamet Ettiğiniz gibi Rabbimde size Merhamet etsin inşaAllah
Yeni Mesaj Ekle | Mesajları oku

Gıda Paketi

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 8076
Toplam 4412397
En Fazla 180763
Ortalama 1737
Bugün Üye Olan 0


 

.: Yazarlar :.
Allah (c.c) Aciz Ve Yoksulların Korunup Kollanmasını Emretmiştir

- 02/02/2012 - 16:42
Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır...”
Yeni Sayfa 1

İslam dininin veya ahlakının hakim olduğu dönemler dışında tarihin hemen her döneminde insanlar, fakirlik ve fakirliğin getirdiği endişe, hastalık, korku, güvensizlik, hırsızlık, yolsuzluk, kavga ya da zulüm gibi çeşitli sorunlarla daima karşı karşıya kalmışlardır. Aslında sorunlarla mücadele etmeye çalışmışlar ancak çareyi hep yanlış yöntemlerde uygulamalarda aradıkları için mücadeleleri bir sonuç vermemiştir. Ve daima kaybetmişlerdir. Oysa her konuda olduğu gibi bu konuda da en doğru ve en güzel çözüm Rabbimiz tarafından Kuran’ı Kerim’de Bildirilmiştir.

 

Dünyanın hemen hemen her yerinde yaşanan sosyal adaletsizlikler, bencillik, kendi çıkarlarını düşünme ve yardımlaşma ile dayanışma duygularının yok olması yüzyıllar boyunca gittikçe yozlaşan ve millî olmaktan uzaklaşan toplumların düştüğü acı durumdur. İnsanların bir bölümü sefaletle mücadele ederken, diğerleri zenginliklerinin verdiği ayrıcalıkları kullanmaktadır. Buna göre zenginler her türlü imkândan daha fazla yararlanmakta, fakirlerden üstün tutulmayı kendilerinde bir hak gibi görmektedirler.

Kuran’da bu insanların gösterdiği kötü ahlak şöyle bildirilmektedir:
“Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı bir yığma tutkusu ve hırsıyla seviyorsunuz.” (Fecr Suresi, 17-20) ayette belirtildiği gibi kötü ahlaklı şahısların amacının ne olduğunu görüyoruz.

Oysa Allah Kuran’da fakirlerin korunup kollanmalarını emretmiş, onların haklarının verilmesini, doyurulup gözetilmelerini ve onlara güzellikle davranılmasını bildirmiştir. Tüm samimi iman sahiplerinin yapması gereken, Rabbimizin bu emirlerine uyarak ihtiyaç sahiplerine güzel davranmak ve imkânları dâhilinde yardımcı olabilmek ve olmaktır.


Değerli insanlar, toplumsal yardımlaşma Allah’ın emridir. Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda bu konuda da son derece çarpık bir ahlak anlayışı vardır. İnsanın ruhundaki bencil tutku ve hırsların bir ürünü olan bu ahlak anlayışı, insanları kibirli, bencil, alaycı, küstah, acımasız, kaba ve zalim olmaya yöneltir. Herkes, kendi çıkarlarını elde etmek için, başkalarına zarar vermek pahasına da olsa her türlü yola başvurur. Fakirler, düşkünler ve kimsesizler, haberlerde izlemedikçe ya da gazetede ilgili haberleri okumadıkça bu tip kimselerin akıllarına dahi gelmezler. Hatta Kuran ahlakından uzak yaşayan bu kimseler, toplumda daha da yükselmek için gerekirse fakirleri ezmekten ve hor görmekten bile kaçınmazlar.

Oysa Allah, her konuda olduğu gibi bu konuda da bizlere en güzel, en adil çözümleri Kuran’da bildirmiştir. Yüce Rabbimiz bu soruna bir çözüm olarak insanlara toplumsal yardımlaşma yani durumu iyi olanların düşkünlere ve yoksullara yardım etmelerini emretmiştir. Konuyla ilgili Kuran’ı Kerim de bir ayet şöyledir: “(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara Suresi, 273)

Bir başka ayette Allah c.c varlıklı kimselerin infak ederek fakirlere yardımcı olmalarını da Kuran’da şu şekilde emretmiştir: “Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22)


Yüce Rabbimiz toplumdaki varlıklı insanların fakirlere yiyecek yardımı yapmalarını da emretmiştir. Allah’ın tüm emirleri gibi bu emrini de uygulayan güzel ahlaklı insanların oluşturacağı bir toplumda aç kimsenin kalması Allah’ın izniyle mümkün olmayacaktır. Konuyla ilgili bazı ayetler şöyledir: “Kendileri için birtakım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) Allah'ın adını ansınlar. Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.” (Hac Suresi, 28)

Bir başka ayette ise “ Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.” (İnsan Suresi, 8) Bir başka önemli husus da şudur, bazı insanlar adaletin gerekliliğine inansalar dahi, kendi çıkarları söz konusu olduğunda adaleti göz ardı edebilmektedirler. Adaletin yeryüzünde gerçekten uygulanabilmesi için, adalet uğruna insanların kendi çıkarlarını bir kenara bırakabilecekleri bir ahlaka ihtiyaç vardır. Bu ahlak, Allah'ın bizlere bildirdiği Kuran ahlakıdır. Çünkü Kuran ahlakı insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, adil koşulsuz bir adaleti emretmektedir.

Böyle bir adalet hedeflendiğinde,
ne şahsi bir menfaat, ne dostluk, ne düşmanlık, ne kişinin hayata bakış açısı, dili, ırkı, teninin rengi ne de fakir ya da zengin oluşu kararlarında etki edemeyecek, sadece ve sadece haktan yana karar verilecektir. Kuran ahlakının yaşandığı toplumlarda gerçek adaletin, gerçek huzurun ve güvenin de yaşanacağı mutlaktır. Allah zengin ya da fakir ayrımı gözetmeden mutlak adaletin sağlanması konusunda bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları) nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Nisa Suresi, 135)


Ayrıca Allah c.c ihtiyaç sahiplerine hakkını vermeyi emretmiştir Allah fakirlerin haklarını korumuş ve bu konuda Kuranda bir sürü ayet var. mesela;

“ Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.” (Zariyat Suresi, 19) “ Ve onların mallarında belirli bir hak vardır: Yoksul ve yoksun olan(lar) için.” (Mearic Suresi, 24-25)

Yardım edilirken gerçek İyilik, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi gerektiriyor. Allah Kuran’da iyiliğin sadece belli kalıplaşmış davranışlardan oluşmadığını bildirmiş ve gerçek iyiliği tarif ederken fakirlere karşı gösterilmesi gereken ahlakı bir ayette şöyle haber vermiştir.


“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır.” (Bakara Suresi, 177)

Günümüzde insanlar toplumda fakirlerin, evsizlerin ve düşkünlerin bulunmasına o kadar alışmışlardır ki bu sorunu hayatın gerçeği olarak kabul eder, bunun yaşanmadığı bir toplumun var olabileceğini adeta imkânsız olarak görürler. Böyle bir yaşantıdan memnun olmadıklarını sürekli dile getirirler ama içinde bulundukları şartlarda başka bir seçeneklerinin bulunmadığını düşünerek, bu yaşantıyı kabullenirler. Oysa dünyada fakir, evsiz ve kimsesiz insanların bulunmadığı sürekli bolluk, bereket, mutluluk, sevgi, saygı, huzur, güven, güzel ahlak, barış ve dostluk gibi sayısız nimet ve güzelliklerin bulunacağı bir toplum modeli mümkündür. Bu toplum, Allah'ın rızası için yaşayan, Kuran hükümlerine uyan, Allah'ın rahmetini ve cennetini uman müminlerden oluşacak bir toplumdur. Bir başka deyişle şöyle de düşünebiliriz. Bu olumsuzlukların tek çözümü din ahlakının yaşanmasıdır. Tüm insanların ve toplumların çağlar boyu düşledikleri, iyilik, güzellik ve zenginliğin hâkim olduğu güzel ortam, ancak Kuran ahlakının yaşanması ile mümkündür. Kuran’ın doğruya yönelten bir rehber olduğu bir ayette şu şekilde haber verilmiştir: “Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve Salih amellerde bulunan müminlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (İsra Suresi, 9)


Konuyu, yazmak istediğimizi toparlamak gerekirse sosyal adalet Allah’ın izniyle altın çağda en güzel şekilde uygulanacaktır. İslami kaynaklara göre Altın çağ, kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hâkim olacağı ve din ahlakının insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder. Bu dönem, Allah'ın emirlerinin eksiksiz olarak yerine getirildiği, adaletin, fedakarlığın, yardımseverliğin en yoğun olarak yaşandığı kutlu bir dönem olacaktır. Allah güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek içinse Mehdi yani doğruya götüren sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi ve bu kutlu şahıs ile aynı dönemde yeryüzüne ikinci kez gelecek olan Hz. İsa’nın önderliğinde yaşanacak olan Altın çağ’da, malı olan kimse hiçbir sıkıntı duymadan ihtiyacı olana verecek, herkes birbirinin rahatını, refahını ve konforunu düşünecektir. Bu paylaşımın sonucunda herkes eşit refah seviyesine ulaşacak, açlık, sefalet gibi pek çok sorun kendiliğinden çözülecektir. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altın çağ’da yaşanacak olan bu durum şöyle haber verilmektedir: “İnsanlar oldukça hayırlı, yaşantıları gayet rahat olacaktır’’


Bir başka hadisi şerifte “Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır...” Hadislerin işaretlerine göre Altın çağ’da, toplumda ihtiyaç içinde olanın gözetilmemesi, sadece çok küçük bir zümrenin bolluk içinde yaşaması gibi adaletsizlikler son bulacaktır. Komşusu açken kimse tok yatmayacak, tek yanlı zenginlik utanç vesilesi haline gelecektir. Egoistlik ve bencillik ortadan kalkacağı için herkes, maddi manevi tüm imkânlarını birbiriyle paylaşacaktır. Halkın birbirine karşı olan merhameti alabildiğine artacak, herkes birbirini zengin etmeye çalışacaktır. Güçlü olan haklı olmayacak, haklı olan güçlü olacaktır. Kuran ahlakının hâkim olduğu bu dönemde toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik yaşanacak ve Allah’ın izniyle huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Allah bu güzel ve huzurlu günleri bizlere de nasip etmesi dileğiyle. Allah’a emanet olun.


1407 Kere Okundu

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 12/03/2013 - 10:03 İslamda ''idareci olmak''
8 26/11/2012 - 15:49 İslamın Fakirliğe Bakışı
8 01/10/2012 - 15:59 İnsanın Paylaşma Ve Yardımlaşma İhtiyacı
8 04/08/2012 - 10:19 Batıl Sistemlerin Bereketsizliği
8 07/06/2012 - 13:20 İyilik Ve Yardımseverlik
8 02/05/2012 - 17:21 Hayata Tutunmaya Çalışan Aileler
8 19/03/2012 - 10:41 İnsani Ve İslami Görevimizi Yapalım
8 02/02/2012 - 16:42 Allah (c.c) Aciz Ve Yoksulların Korunup Kollanmasını Emretmiştir
8 11/01/2012 - 17:20 Allah Yolunda Harcamak (İnfak) Ve Hayırlı Yarışma
 
 

Yazarlar

Son Video

Merhamet Eli'nden yüzlerce muhtaç aileye yardım
Tarih : 17/03/2015
Gösterim : 2247
Ekleyen  : admin

 

 

 

Namaz Vakitleri

 

Contraindicaciones del Viagra Cialis Original Los pastillas para la ereccion Zyban generico Viagra Generico Viagra Soft Lida par Prueba Levitra Generico Lida Te Xenical Generico LIDA Daidaihua Lovegra Kamagra Fizzy Cialis Generico Levitra Original Viagra Originale Cialis Generico Viagra Original LIDA Daidaihua Levitra Original Contraindicaciones del Cialis Viagra Original Priligy Generico Dapoxetina Zyban Zyban Super Kamagra Cialis Soft Viagra Generico Apcalis Oral Jelly Comprar Viagra Kamagra Oral Jelly Viagra Kamagra 100mg Levitra Generico Lida cafe Viagra Generico Viagra Generico